Archive

Author Archive

Psikoloji Nedir?

May 14th, 2011 Comments off

Psikoloji Nedir?

Konuşmacı: Prof. Dr. Nesrin Hisli Şahin
Başkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü
psk.baskent.edu.tr

Bu konuşma, TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu, “Gün Akşam Oldu” programında 7 Ocak 2010 tarihinde yayınlanmıştır.

iTunes kullanıcıları (iPhone ve iPad dahil) Psikoloji Günlüğü‘ünde yayınlanan radyo ve TV konuşmalarına üye olabilmek için bu bağlantıyı seçebilirler.

Categories: Genel, Radyo / TV Tags:

Belleği Güçlendiren Sprey

October 1st, 2009 Comments off

Öğrenciler yaşadı!

Üniversite öğrencilerin korkulu rüyası sınavlardır ve daha da kötüsü ertesi sabah uyandıklarında hatırladıkları bilgi miktarın çok sınırlı olması işleri daha da karıştırır. Sadece öğrenciler değil, hepimiz, okuduklarımızın daha uzun süre ve daha hatırlanabilir bir şekilde belleğimizde kalmasını ve gerektiğinde de onları geri çağırabilmeyi isteriz. The FASEB Journal‘da yayınlanan bir çalışmaya göre insan bağışıklık sistemindeki bir molekül (interleukin – 6) bu konuda işimize yarayabilir.

Araştırmacılar, 17 sağlıklı yetişkin erkekten kısa bir hikaye okumalarını istediler. Hikayenin bitiminde içinde interleukin-6 ya da molekül içermeyen bir plasebo sıvı bir sprey yardımıyla burundan deneklere verildi. Daha sonra ise deneklerin uyumalarına izin verildi ve uyku sırasındaki beyin işlevleri de ayrıca kontrol edildi. Araştırmanın sonuçları oldukça ilginç. Uyandıklarında, bir gece okudukları hikayeden hatırlayabildikleri kadar cümle hatırlamaları ve yazmaları istenen deneklerden, kendilerini daha önce interleukin-6 verilmiş olanların hatırlama performansları, sadece sıvı verilenlere kıyasla istatistiksel olarak çok daha yüksek bulundu. Diğer bir ifadeyle, interleukin-6 ve onu takip eden normal bir uyku daha önce sisteme giren bilgilerin kodlanması, depolanması ve dolayısıyla da daha sonra geri çağrılmasında olumlu etkiye sahip.

Araştırma sonuçlarının geçerliği ve güvenirliği için daha fazla örneklemle yeni çalışmaların yapılması ve özellikle uykunun bellek üzerinde nasıl bir etkisinin olduğunu araştırmak gerekiyor. Tabii asıl görevi hücre tamiratı olan bu molekülün neden belleği etkilediği da ayrı bir soru. Ancak yine de bellek sisteminin güçlendirilmesinin günlük hayata yansımasının olası etkileri düşünüldüğünde araştırmanın önemi ortaya çıkacaktır.

Kaynak: Benedict, C., Scheller, J., Rose-John, S., Born, J. ve Marshall, L. (2009). Enhancing influence of intranasal interleukin-6 on slow-wave activity and memory consolidation during sleep. The FASEB Journal, 23, 3629-3636.

Daha Çok Limon, Lavanta, Zambak… Daha Az Stres

September 17th, 2009 Comments off

Kokunun insan hayatı için önemini hepimiz biliriz. Her ne kadar burnumuz, çok sık kullandığımız (ya da güvendiğimiz) bir duyu organı olmasa da kokuları unutmuyor olmamız, farklı kokuları sınıflandırmadaki başarımız oldukça ilginçtir. Journal of Agricultural and Food Chemistry dergisinden yayınlanan bir makale, koklamaktan zevk aldığımız bitkilerin stres düzeyimizi normalleştirmede etkisi olduğunu söylüyor. Araştırmaya göre limon, mango, zambak, lavanta gibi hoş kokulu bitkiler bağışıklık sisteminin anahtar parçalarından olan neutrophils (nötrofil; bir çeşit lökosit) ve lymphocytes (lenfosit; kan hücresi) düzeylerini ve fizyolojik stres semptomlarını normal seviyelerine çekmeye yardım ediyor. Çalışma farelerle yapıldığı için insanlar üzerindeki etkisinin şiddeti konusundan direkt bir şey söylemek pek mümkün olmayabilir ancak güzel kokulara kimsenin hayır diyeceğini sanmıyorum (Not: Deneyde kullanılan ve farelerin solumasına olanak verilen temel koku lavanta).

Kaynak: Nakamura, A., Fujiwarat, S., Matsumoto, I. ve Abe K. (2009). Stress repression in restrained rats by (R)-(−)-linalool inhalation and gene expression profiling of their whole blood cells. Journal of Agricultural and Food Chemistry, 57(2), 5480-5485.

Takım Olmak ve Acı Eşiği

September 16th, 2009 Comments off

Grup davranışı üzerine yapılan çalışmalar, takım olmanın önemli olumlu özelliklerinden sık sık bahseder. Bir grup içerisinde bulunmanın, sorumluluk dağılımı, uç kararlara yönelim, uygucu davranış (conformity) gibi olumsuz özellikleri olsa da grubu (takımı) ilgilendiren bir konuda başarıya ulaşmak için gerekli olan motivasyonu ve gücü sağlaması açısından başka insanlarla birlikte olmanın önemi açıktır. Grup halindeyken kişilerin, tek başlarına olduklarından daha güçlü ya da acıya toleranslı olduğu konusunda ilginç örnekler var. Bu konuyu haber yapan The Guardian gazetesi, 1956 yılında oynanan Manchester City – Birmingham maçını örnek olarak veriyor. Bu maçta, Manchester City kalecisi Bert Trautmann bir pozisyon sonrası boynunu kırmasına rağmen (yanlış okumadınız boynunu) ardarda kurtarışlar yaparak takımını galibiyete taşımıştı. Trautmann’ın o halde maçı tamamlamış olması kendisini efsane yaptı. Trautmann, günümüzde hala dünyanın gelmiş geçmiş en önemli kalecilerinden birisi olarak anılmaktadır ve bu neredeyse mucize olay belleklerden hiç silinmedi.

Oxford Universitesi’nden Emma Cohen başkanlığındaki ekip, kürek takımı ile yaptığı çalışmada grup halinde egzersiz yapan sporcuların tek başlarına yapanlara kıyasla yaklaşık 3 kat daha fazla acıya tolerans gösterdiklerini bulmuşlar. Araştırmacılar, grup halindeki çalışmada salgılanan fazla miktardaki endorfinin bu toleransa neden olduğunu düşünüyorlar. Özellikle fiziksel aktivitenin ön plana çıktığı bu gibi takım çalışmalarında, diğer insanlarla birlikte olmanın sadece zihinsel değil aynı zamanda biyolojik etkileri olduğu da ortaya çıkmış oluyor. Zihin ve beden arasındaki ilişkinin ne kadar kuvvetli olduğunun da ek bir göstergesi.

Depresyon ve Kronik Hastalıklar

September 15th, 2009 Comments off

Amerikan Kanser Derneği (American Cancer Society) tarafından çıkarılan Cancer dergisinde yayınlanan ve bir araştırma depresyon ve kanser hastalığı arasındaki ilişkinin önemli olduğunu söylüyor. Jillian Satin yönetimindeki ekibin yaptığı çalışmalara göre kendilerine major depresyon tanısı konulan kanser hastalarında ölüm oranı %39 daha yüksek. Bu büyük farkın nedenleri çok değişik olabilir ancak görünen o ki, kanser gibi odukça ciddi ve kronik bir hastalıkla başetmeye çalışan hastalar aynı zamanda olumsuz otomatik düşünceleri tetikleyen başka bir problemle (depresyon) de boğuşmak zorunda kaldıklarında, bu, onların genel iyileşme ya da tedaviye uyum süreçlerini olumsuz etkiliyor.

Her ne kadar bu çalışmada temel olarak ele alınan hastalık kanser olsa da, diğer kronik hastalıklarda da (kalp hastalıkları, böbrek yetmezliği, vb.) sadece depresyonun değil diğer psikolojik problemlerin de olumsuz etkisi olması mümkün. Kronik hastalıklar konusunda uzman olan hastanelerin, kendi bünyelerinde klinik psikologları ve sağlık psikologlarını barındırması, hastalara ve yakınlarına eğitim vermeleri, onların tedaviye uyum süreçlerini olumlu etkileyecektir. Ancak diğer pek çok konuda olduğu gibi bu konuda Türkiye’deki hastanlerin durumu oldukça yetersiz.